BURSA’DA 4-5 ÜNİVERSİTE OLMASI GEREKİYORDU”

Türkiye 27 Aralık 2019 10:24
Videoyu Aç BURSA’DA 4-5 ÜNİVERSİTE OLMASI GEREKİYORDU”
A
a
ÖZEL HABER/ REYHAN ORAL AYDIN

Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, On TV’de Orhan Kaplan ve Mehmet Çetinkaya’nın konuğu oldu. Çetinkaya ve Kaplan’ın sorularını yanıtlayan Rektör Karademir, Bursa Teknik Üniversitesi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Bursa Teknik Üniversitesi hakkında bilgiler veren Karademir, “Bursa Teknik Üniversitesi 2010 yılında kuruldu. Bursa için son derece geç bir yapılandırmadır aslında. Bursa’yı nüfus ve konum olarak daha da altında olan değerli illerimize göre karşılaştırırsak, Bursa’da şimdiye kadar en az 4-5 tane üniversite olması lazımdı. Vakıf ve özel üniversiteler haricinde tabi ki. Kendi üniversitelerini kurabilecek çok büyük hayırsever, hizmet sahibi insanlarımız var. 2010’da kurulurak geç kuruldu, aynı zamanda planlamada da hata var. Planlama hatasını ben o zaman FETÖ’nün aktif kanlı ve canlı olmasına biraz yoruyorum. Çünkü Bursa Teknik Üniversitesi kurulduktan sonra hemen Orhangazi Üniversitesi de kurulmuş. Aslında şehirde 2 tane evlat olunca biri öz biri üvey gibi olmuş maalesef. Önceki rektörümüz Prof. Dr. Ali Sürmen Hocamız da bu konuda ciddi sıkıntılar çekti. Ben de onun 2 yıl yardımcılığını yaptım. 2010 yılında kurulan üniversitemizde rektör hocanın makam odası, önceki belediye başkanı Recep Bey'in makam odalarından birisini verdi. Bursa’da barakalarda başlayan göçebe gibi hizmet eden onun bunun binalarında kiralık kalan bir üniversite olmaması lazım, Bursa buna layık değil. Bursa çok daha modern Avrupa‘da gördüğümüz yapılaşma örneklerini burada sağlaması lazım diye düşünüyoruz. Bu hepimizin, Bursa olarak suçu. Ali Sürmen Hoca yıprandı kampüs yeri ile ilgili.  2010’da kurulan üniversitede 2013 yılının 5. ayında 3,5 yıl sonra sizin yeriniz burasıdır dendi ve Kestel takdir edildi. Konuşulmuş, görülmüş bizde hayırlısı olsun diyip hızlı bir şekilde çalışmalara başladık. Rektör olduktan sonra kamulaşmamızı hızlı bir şekilde yaptık. 18 ay kamulaştırma sürdü. Mahkeme kararlarıyla bedelleri tespit edildi. Ödemelerini çok hızlı bir şekilde yaptık. Hatta Kestel kampüs alanımızda 1500 dönüm bir alan görünüyor. 1200 dönümü orman arazisi buraya biz ağaç bedeli ve yıllık da 500 bin lira civarı kira veriliyor. Master planımızı yaptık ve mimari ihalemize çıktık. Ondan sonra darbe girişimi oldu. Darbe girişimi ile beraber Türkiye'deki çoğu projeler biraz duraksadı bazıları da ciddi radikal değişikliklere uğradı. İyi olan bazi insanlar kötü, kötü olan bazı insanların iyi olduğu yeni bir defter açıldı. Darbe girişiminden sonra Orhangazi Üniversitesi'nin Yıldırım’daki kampüs alanı bize verildi. Bizim de çok ciddi bir yer ihtiyacımız vardı. Verilen yere yerleştik eksik noktaları tamamladık. Yaklaşık olarak Mimar Sinan’da aldığımız yerlere 30 milyon civarında para harcadık. Binalar boştu asansörü dahi yoktu. Orada çalışmaya başladık. Biz bu işlerle uğraşırken maalesef Kestel'deki yer sahipleri yargıtaya gittiler. 18 ay süren mahkeme kararı ile bir kamulaştırma bedeli mahkeme tarafından kabul edilmiş. Bedel gerçekten iyi bir bedeldi. Ondan sonraki süreçte de darbe girişimi oldu. Türkiye Cumhuriyeti olarak ciddi bir cendereden geçiyoruz. Bir taraftan Afrin ve Barış Pınarı Operasyonu, şimdi de ciddi bir dış güçlerle markaj altındayız. Ekonomik sıkıntılar yaşamakla ilgili problemlerimiz var. İnsanlar tekrardan değer artışına gidiyor bu gerçekten zaman olarak çok manidar bir şey. Mahkemeyi de sorgulayamıyoruz, Türk Adaleti diyoruz. 20 milyon TL üzerine ek bedel artışı yaptı. Bir rektör, yönetici olarak şeriatın kestiği parmak acıtmaz dersiniz. Ankara’ya yazdık ziyaretlerimizi gerçekleştirdik, resmi taleplerimizi yaptık. Bu para tahsis olmadı mahkeme bir kaç defa uzattı ödeme gününü. Şu anda bir tane arazi var hepsinde kamulaştırmayı durdurma kararı verdi. Kararda da Mahkeme kararı ile ilk kamulaştırmada vermiş olduğumuz bedelin faiziyle beraber üniversiteye geri ödemesi ve tapuların da vatandaşlara teslim edilmesi gibi bir karar verildi. Hem rektör hem de üniversite açısından bu da zor bir durum. Kısacası şu anda Kestel kamulaştırma konusu biraz çıkmaza girdi. Kestel birinci hamle kamulaştırmayı yaptık. Vatandaş değer artışına gittiği için mahkeme değer artışı yaptı. Ödeyemediğimiz için kamulaştırma donmuş oldu. Şu anda geriye bir dönüş olacak ama öbür taraftan Orhangazi Üniversitesi’nin yerini aldık. Şimdi oralarda ek binalar yapıyoruz. Onların zaten parayı bize iade etmesi gerekiyor mahkeme kararı öyle. Vatandaş nasıl iade edecek işte o soru işareti. Benim şahsi görüşüm bu ekonomik krizde ve sıkıntılı ortamda değer artışını bence yanlış olarak girmenize rağmen verilen paraya razı olup tatlıya bağlamaktan daha mantıklı bir şey yok. Hepimiz biliyoruz mahkemenin vermiş olduğu bedeli vatandaşın arazisini satarak geri alması kolay değil. Devlet çünkü iyi bir ödeme yaptı. İnşallah hayırlı bir sonuç alırız” dedi.

“ŞEHRİN ÜNİVERSİTEYİ SAHİPLENMESİ LAZIM”

Birinci hedeflerinin öğrencileri ve personelleriyle sağlıklı ilişkiler kurabilmek olduğuna vurgu yapan Karademir, “İş yapamıyorsak bile en azından iletişimi açık tutmak gerekiyor. Gelişmiş ülkelere baktığımız zaman arkasında bilgi üretim dinamosu var. Ülkeler eğer kendi bilgilerini üretiyorlarsa, kendi markalarını yaratıyorlarsa o zaman dünyaya baskın hale geliyorlar. Bilginin üretildiği, düşünüldüğü, tartışıldığı markaların oluşup patentlendiği yerler daha çok üniversite merkezli olması lazım. Şu anda Bursamızdaki çok değerli fabrikamız üretim ordumuz son derece kaliteli işler yapıyorlar. Kendi patentlerini de alıyorlar. Fakat o çalışmanın üniversitelerle beraber iç içe olması lazım ki ulusal değil uluslararası bazda rekabet edebilecek bir ülke konumuna gelelim. Üniversitelerde 3 tane temel fonksiyon var, birincisi insan medeniyetinde birikmiş, toplanmış bilginin depolanarak genç kuşağa ve nesillere aktarılması. Okudukları alanlarla öğrencilerin bilgi ve pratikte yetkin bireyler olarak çıkması lazım. Fazla bir ekstra eğitime, ekstra bir motivasyona gerek kalmadan üretim ordusuna katılması gerekir. İkincisi çok iyi test analiz ortamları sağlayarak sektörün ekstra enerji ve bütçe harcayarak laboratuvarlara, AR-GE fazla uğraşmamaları üniversiteden o ihtiyacı karşılamaları lazım. Üçüncüsü de ellerinde bulundurdukları çok değerli akademisyenlerle firmaların hizmetinde danışmanlık hizmeti vermesi gerekiyor. Bursa çok mükemmel üretim yapan bir şehir fakat yaptığımız, ürettiğimiz parçalar ister bir bütün olsun, ister legonun farklı parçaları olsun bunlar dışarıdan veya içeriden montaj yapılıyor ve markasını başkasını koyuyor. Benim işçimin döktüğü terin, benim sanayicimin yapmış olduğu riskin hepsinin aslında kârını bir Alman firması veya bir Avrupa firması alıyor. Biz nereye kadar buna dayanacağız. Başlangıçta kâr yüzde 30-40'lardan, yüzde 10 lara inmeye başladı. Bizim montajcı üretimden kurtulmamız için kendi bilgimizle üretmemiz lazım. Kısacası taşıma su ile değirmen dönmez. Bursa Teknik Üniversitesi mükemmel uygulama sahaları olan, gerçek savaşta bulunan Bursa sanayisi içerisinde ülkemizin belki kurtuluşunu, yeni Türkiye'nin oluşumunu sağlayacak  ivme ve bir rota oluşturabilir. Dolayısıyla üniversiteler 100 yıllık genç Cumhuriyetimizin ikinci özgürlük savaşında en önemli savaş enstrümanı olarak görüyorum. Bursa Teknik Üniversitesi Bursamız için çok kritik bir yapılanmadır. Bu üniversite kurulmasıyla bitmemiş, kurulmasıyla başlıyor bütün paydaşların öncelikle sanayicilerin siyaset erbabının ve şehrimizin üniversiteyi sahiplenmesi lazım. Cumhuriyetin ilk yıllarında tartışmalar olmuş sanat sanat içindir sanat toplum içindir diye aynısı bilim içinde geçerli. Sınıfta anlattığınız dersin, anlattığınız bir formülün, bir teorinin, laboratuvarda yaptığınız test metodunun sanayide bir karşılığı yoksa boşuna milli kaynakları harcıyorsunuz. Üniversitenin yaptığı her şeyin düşündüğü her olayın sanayide bir karşılığı olması lazım. Şu andaki mevcut pozisyon Bursa ovası olarak bakarsanız bence mükemmel.” ifadelerini kullandı.

“BURSA GÜZEL BİR İVME YAKALADI”

Orhan Kaplan’ın gelecekteki hedeflerini sorması üzerine Karademir, “Bursa Teknik Üniversitesi;  yeni Türkiyenin, yeni üniversitesi olma hedefindedir. İlk 500 üniversite içerisine girmenin formülasyonunu herkes biliyor. Öğrenci sayısı fazla olmayacak, öğrenci sayısı ile öğretim üyesi sayısındaki oran kontrol dışına çıkmayacak. Harvad Üniversitesi’nde bir hoca başına düşen öğrenci sayısı dörttür. Bu üniversitelerin bütçeleri bazı ülkelerin bütçelerinden daha fazla. Bütçesi fazla olduğu için çalışmıyor. Bütçesini fazla yakacak şekilde bilim ürettiği için oluyor. Kısacası Bursa Teknik Üniversitesi kurulurken göstermiş olduğu vizyon ile çok büyüme hedefinde olmayan, maksimum 15 bin öğrenci hedefi olan bir üniversitedir. Bu 15 bin öğrencinin de mümkünse 5 bin tanesinin yüksek lisans doktor öğrencisi olduğu araştırmacı tematik bir üniversite olmak için çalışmaktadır. Bursa Teknik üniversitesine Ankara’dan verilen bütçe kullanılırken ‘Hangi cihazı alacağız, hangi laboratuvar imkanını alacağız’ derken biz piyasada hangilerine ihtiyaç var ona göre araştırma yapıyoruz. Şu anda 6 bin civarı lisans öğrencimiz var. Bunun 1500 tanesi yüksek lisans doktor öğrencisi sayı iyi ama daha da artması lazım” cevabını verdi. Tübitak 2244 projesi hakkında bilgi veren Karademir, “Tübitak’ın geçen sene başlatmış olduğu yeni proje çağrısı bu sene daha da iyileştirdi. Projenin mantığı sektörde çalışan doktoları ve yüksek lisans eleman sayısını arttırmayı hedefliyor. Tübitak Türkiye’deki AR-GE merkezlerinin sayısını arttırmaya çalıştı. BTSO Başkanı İbrahim Bukay önderliğinde Bursa çok güzel bir ivme yakaladı ve şu anda 130 civarında AR-GE merkezi var. İstanbul’dan sonra ikici sırada. Yüksek lisans doktora yapınca bir insan üniversitelerde çalışır, doğal olarak da böyle düşünülüyor. Bunun değişmesi gerekiyor. 2244 projesi dünyadaki çoğu ülkelerde yapılan sanayi hamlesine ve yerli sanayinin desteklenmesi kapsamında yapılabilecek en güzel projelerden birisidir” şeklinde konuştu.

Kaynak : ON MEDYA
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat